لا تحزن

La Tahzen Enes

​Bilmiyorum. Bir yazıya "bilmiyorum" diye başladıysam, içimde kederle yüklü bulutlar geziyor demektir Süheylâ. Neden mi kederliyim? Bilmiyorum. İçimde bir mizan kurulmuş ve terazinin sol kefesi ağır basmış gibi. Bir yangın yeri yüreğim Süheylâ. Keşke bilsen şu an senin tek bir "La tahzen" demene ne kadar ihtiyacım olduğunu. Daha güneş uyanmadı, gecenin örtüsü hâlâ devam ediyor. Beni ört gece, beni ört Süheylâ. İnsan eşref-i mahlûkattır, derdi babam. Bak, geldi uzaklardan kulağıma İsmet Özel'in rüzgârları. At vuruldu Süheylâ, at vuruldu. İçimde ayağı kırılmış bir yarış atını son kez tımarlayan seyis burukluğu var. لا تحزن يا أنس. Rabbim; İnşirah nefesine, bâd-ı sabâna muhtacım.

​Bir yandan da bir sevinç var içimde ve bunun neden olduğunu biliyorum elhamdülillah. Kederli, acılı gönülleri Allah Teâlâ bir ayrı sever; dualarına ayrı bir nazarla yaklaşır. Bu yüzden de sana bol bol dua ediyorum Süheylâ. Başta seni salihalardan, sevdiklerinden etmesi için ve dahi birçok şey için...

​Belki de kefaret oluyordur şu yangın işlediğim günahlarıma, ha ne dersin? Belki tozu alınan halının ahlarıdır bu kalp çarpmalarım? Oysa dün ne güzeldi. Ne güzeldi o teravih cemaati! Rüyalarıma giren herkes o safta yan yana dizilmişti boncuklar gibi. Allah'ım, Süheylâ'nın vesilesiyle merhamet et bana; gönlüme içir ferahlığını, korktuklarımdan emin eyle. Sen nazar etmezsen apaçık ben ziyan içinde eriyenlerden olurum. Affeyle. Süheylâ'nın eliyle ferahlat gönlümü ya Rab.

​لا تحزن

لا تحزن

لا تحزن

Yorumlar

Yeniliklerden haberdar olmak için, Abone Ol!

Ad

E-posta