Düşünmek
Düşünmek...
Vesvese ile düşünmek.
Durmadan, korku içinde düşünmek.
Şeytanın içine kaygı tohumları attığı anlarda düşünmek...
Allah'ım; beni korktuklarımdan, içimdeki şu an bitmek bilmeyen kaygıdan emin kıl. Senin rızanı kazanamamak dışında hiçbir şeyden korkutma beni.
Süheylâ; Allah hani Bakara Suresi'nde "Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır." diyor ya, Âlemlerin Rabb'inden tüm İslam'ımla yardım diliyorum ve sabrediyorum. O'nun emri için seviyorum seni. O'nun için değil de heva ve hevesim için seviyor olsaydım çoktan yazmıştım sana bir bahaneyle. Çoktan, ikimizin de çay doldurmak için mutfağa gittiğimiz sırada bir bahaneyle senin çayını da ben doldururdum. Ama zamanı gelmeden muhabbet nimetini elde etmek istemediğim için durduruyorum kendimi.
Bir süredir çokça şey yazmak istiyorum ama ağzımdan ve parmaklarımdan "Süheylâ" dışında hiçbir kelime çıkmıyor. Zamanında dediğim gibi: "Sükûtum, kalbimdeki tufanın ağırlığındandır; zira pervâne, şem’in nârına düştüğünde kanat çırpamaz." Allah için susuyor ve Allah için seviyorum seni. Sadece sözlerimle değil, hareketlerimle de seni Allah için seviyorum. Burada veyahut Twitter'da, yaptıklarımın sadece yarısından daha azından bahsediyorum. Eğer bir âşığın söylemeden yaptıkları, haber vererek yaptıklarından daha az ise burada Allah'ın rızasıyla sevmekten çok, maşukun sevgisini kazanmak için bir çaba vardır zannımca.
Allah için seni seviyorum ve hâliyle şeytan ile nefsim bundan pek hoşnut değil, hissedebiliyorum. Bunun en büyük kanıtı, oruçluyken seni daha çok anıyor olmamdır. Şayet nefsim için sevseydim oruçluyken az, iftardan sonra çok anmam gerekirdi seni; lakin tam tersi bir durumdayım. Şeytan ve nefsim hoşnut değil bu durumdan, hissediyorum ve yenmeye çalıştığım kaygı problemlerinin üzerinde zıplıyor her ikisi de. Sana olan hislerimi susturmaya çalışıp "Ya başka birisini seviyorsa? Ya senden rahatsız oluyorsa? Ya düşündüğün gibi birisi değilse? Ya mutlu olacağın biri değilse ve nasip olduğunda 'Keşke olmasaydı.' dersen?" gibi onlarca ve dahi söylemekten ar ettiğim daha pek çok vesveseyi beynime, hatta belki de kalbime sokmaya çalışıyorlar.
Mecnun'u Mecnun yapan aşkı değil, Leyla için çöllere düşmesiydi. Ferhat'ı Ferhat yapan Şirin'in aşkı değil, dağları delmesiydi. Uğruna kendinden, maşukun için veremediğin aşk, aşk mıdır Enes? Dün işte isâr dersi vardı Süheylâ. Ben senin için kendimden veriyorum Süheylâ, merhamet et!
İçimdeki şu kaygı dağını yık,
İçimdeki şu korku alevlerini söndür.
Tek bir "Lâ tahzen"...
Bâd-ı sabâ olan sözlerine muhtacım. Sense bunlara sahipsin. Allah Teâlâ, Duhâ Suresi'nin 10. ayetinde "El açıp isteyeni de sakın boş çevirme!" diyor. İşte geldim ve senden istiyorum Süheylâ. Senden bâd-ı sabâ sözler istiyorum. Beni boş çevirme...
Yorumlar
Yorum Gönder