Susmak

Çok konuşuyorum. Pek konuşuyorum.

​Konuşmamam gerektiğinden fazla konuşuyorum. Ben değil miydim oysa, "Sükûtum, kalbimdeki tûfanın ağırlığındandır; / Zira pervâne, şem’in nârına düştüğünde kanat çırpamaz." diyen? Susmak gerek bazen; susup tek şahidini Rab yapmak gerek bazen. Çünkü susmayınca, konuşunca insan insandan beklemeye başlıyor bir şeyleri. Mesela doğum günü hediyemi Süheylâ gördü mü görmedi mi? O’nu rahatsız etmeyeceğini bilsem direkt yazardım görmesi için. Oysa hani Allah için seviyordun Enes? Allah için seviyorsan Allah’a güven, görmesini Allah’tan iste. Şu an neden böyle içinde belirsiz bir huzursuzluk var biliyorsun; konunun ne Süheylâ ile ne de başka bir şeyle alakası olmadığını da biliyorsun. Konu sensin, hep de sen oldun. Belki de susmak gerek, belki de Süheylâ’yı daha çok rahatsız etmeyip içinden yaşamak gerek. Selametle.

Yorumlar

Yeniliklerden haberdar olmak için, Abone Ol!

Ad

E-posta