03.09.2026
İşte geldim hızlı tren garına. Hayatım hep böyle geçti elhamdülillah. Otogarlar, tren garları ve havalimanları... Mekke'deydim ve Medine-i Münevvere'ye gidiyorum biiznillah. Arkadaşım geldi, umreye götürdüm. Beraber umre yaptık elhamdülillah. Saçları kazıttım; yolda gördüğünüzde tanıyamazsanız şaşırmayın.
Bu umrenin benim için diğer umrelere nazaran daha farklı bir yeri var. Diğer umrelerden farklı, çünkü bu umrenin sahibi ben değilim. Bilirsiniz, yüreğimde başıma dert olduğu kadar ruhumu huzura erdiren bir muhabbet var. Yalan yok, bu denli karşıma çıkması ve dert olması, aslında benim yerimde duramamam ve bana ufacık ama başkalarına büyük gözikecek şeyler yapmış olmam. Mesela şu anki ahvalimin başlangıcı olan o hadise, kurban... Oysa bundaki tek niyetim, bazı şeylerin şükrünü eda etmek ve Arş'ta ismimizin beraberce geçmesiydi. Yaptıktan sonra fark ettim aslında yapmak için erken olduğunu ya da daha doğrusu paylaşmak için. Ah be Enes! Tek arzun O'nun (c.c.) duyması ve meleklerin O'na Arş'ta isimlerinizi aynı cümle içerisinde kullanması ise ne diye paylaşırsın?
Eski yazılarıma baktım bugün. 5 Ocak'ta, "Zorlanmışımdır küçüklükten beri susmak konusunda. Zorlanmıştım yani eskiden. Oysa şimdi ne yazmak ne de konuşmak; hiçbiri ifade etmiyor içimdeki yangını" demişim. Dediklerimin arkasındayım. Susmak çok zor. Hele hele içinizde anlatamadığınızda aort damarınıza baskı yapan büyük bir duygu varken... Hâlâ diyorum; konuşmak, yazmak, anlatmama içimdekileri bin nebze dışarıya açmama hiçbir yardım teşkil etmiyor. Lakin susmak ne fıtratımda ne de yetilerim arasında bulunuyor. Dışarıdan sessiz durduğuma bakmayın; bir muhabbet ehli buldum mu bırakmam, zordur. İçimdeki ummanların limanları açılır ve yüzmeye başlar dilim kelam denizinde.
Anlayabileceğiniz, bir buğday tanesinden halliceyim. Değirmen taşları arasında sıkışmış bir buğday tanesi gibi... Altımdaki taş derdimi bağıra bağıra anlatma, yazma ve kalemler eskitme taşıyken; üstümdeki taş susma, emin olma ve tevekkül ile sekinete sarılma taşı. İşte ben de ikisi arasında parçalanırcasına sıkışmış bir buğday tanesiyim. Benim de imtihanım bu, elhamdülillah. Ne güzel imtihan bu böyle! Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler, vesselam.
Yorumlar
Yorum Gönder