Umut
"Ders başlayalı yarım saat geçti. Akaid, bilirsin, teknik bir konudur ve Karadenizli birisinden dinleyince yetişemiyorum yakalayıp not alamıyorum. İşte tam şu an kanalımıza abone olun dendi. Elim yazmak dışında titreyip duruyor. Sanırsam sol yanımda biriken bol derecede duygu, taşmak için sağ elimi zorluyor. Dinleyemiyorum dersi; daha doğrusu dinlediğimi algılayamıyorum. Gözlerim bu yazıyı yazarken bile görmüyor, dalıp gidiyor. Ve gücü kesilen ayaklarım bu dediklerime şahitlik ediyor. Molla'nın yüzünde bile Memleket görmek...
Yâ Rab! Lâ ilâhe Ente. Eriyor gözlerim çukurları içerisinde. Ve yıkıyor yağmur gibi içimdeki semazeni. Ve semazen, döndürüyor bir değirmen taşını ve öğütüyor beni, olmayan bir nazar vesilesiyle. Yâ Rab! Nasip ve hayırlısı ise bu beni benden eden; sebepleri kolaylaştır, zorlaştırma. Lâkin hayırsız ve nasipsizse, bu dilimi suskunluğa, gönlümü haykırışa geçiren hisleri cümlenin razı olacağı şekilde bitir ve çıkar ruhumdan. Bir vesile gösterdin, ben bittim. Benle beraber O bitti. Yalnız Sen kaldın. Hâlâ O'nda bana Kendini hatırlattığın için hamdolsun.
Allah seni seviyor. Nereden mi biliyorum? Kimse kendi evinde sevmediği birisini tutmaz ve bilirsin, kalp Allah'ın mülküdür. Ve bu kararmış kalpte aylardır, hatta yıla yakındır, her şeye ve konuşmasız, iletişimsiz, görmenin bile kısıtlı olduğu, yani kısacası nefsin hoşlanabileceği hiçbir şey olmamasına rağmen devam ediyorsa; bu Rabbimin seni sevmesinden ve bana rahmet, merhamet nazarından yaklaşmasından ve bunu seni vesile kılarak yapmasından başka bir şey değildir zannımca. Bu zannımda umarım haklıyımdır. Değilsem de Allah'ın kulunun zannı üzerine olmasına umut bağlıyorum. Selamünaleyküm."
Yorumlar
Yorum Gönder